Güvenilir Hukuki Çözüm Ortağınız since 1993

Bir işçinin siyasi, sosyo-politik ve ahlaki tutumları ile siyasi parti üyeliği dahil olmak üzere her türlü düşüncesi, Anayasa’nın 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca ifade özgürlüğü kapsamında mutla…

·30 Haziran 2026 ·4 dk okuma

Bu yasal güvenceler ışığında, bir işçinin sırf siyasi görüşünden ötürü iş sözleşmesinin feshedilmesi hukuken kesinlikle geçersizdir.

Bu yasal güvenceler ışığında, bir işçinin sırf siyasi görüşünden ötürü iş sözleşmesinin feshedilmesi hukuken kesinlikle geçersizdir.

Ancak işçinin bu hakkı sınırsız değildir; ifade özgürlüğü kullanılırken iş ilişkisine ve sadakat borcuna zarar verilmemelidir. Eğer işçi siyasi görüşü nedeniyle işverenin veya işyerinin itibarını zedeleyecek, çalışma disiplinini ve iş ortamının düzenini bozacak nitelikte davranışlar sergiler ya da eleştiri sınırlarını fahiş oranda aşarsa iş akdi feshedilebilir.

Nitekim İş Kanunu m. 25 uyarınca işçinin; işverene, aile üyelerine veya bir başka mesai arkadaşına sataşması, şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi ya da asılsız isnatlarda bulunması derhal fesih nedenidir. Günümüzde sosyal medya platformları (Facebook, Instagram, X vb.) üzerinden yapılan siyasi paylaşımlar da bu kapsamda değerlendirilir. Paylaşımın haksız fesih mi yoksa geçerli fesih mi sayılacağının tespiti için işçinin mesleği, konumu ve bu eylemin işyeri ortamına/disiplinine olumsuz bir sirayetinin olup olmadığı dikkatle incelenir. Örneğin Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2017 tarihli bir kararında, bir basın kuruluşunda çalışan işçinin Cumhurbaşkanına hakaret içeren paylaşımlarının işyerinde olumsuzluklara sebebiyet vermesi nedeniyle yapılan feshin geçerli olduğuna hükmedilmiştir.

Siyasi Görüşü Nedeniyle İşten Çıkarılan İşçinin Tazminat Hakları

Haklı veya geçerli bir neden olmaksızın sırf siyasi düşüncesi nedeniyle işten çıkarılan bir işçinin talep edebileceği yasal haklar şunlardır:

  • Ayrımcılık (Eşit Davranma Borcuna Aykırılık) Tazminatı: İş Kanunu m. 5/6 uyarınca, siyasi görüşü nedeniyle ayrımcılığa maruz kalarak iş akdi feshedilen işçi, 4 aya kadar çıplak ücreti tutarında bir ayrım tazminatı talep edebilir. Bu tazminata hak kazanmak için işçinin ayrıca bir maddi zarara uğradığını kanıtlaması beklenmez. Hesaplama çıplak asıl ücret üzerinden yapılır; ikramiye, prim ve sosyal yardımlar gibi ücret ekleri hesaba katılmaz.
  • Kıdem ve İhbar Tazminatları: İşverence yapılan fesih tamamen haksız ve ayrımcı bir eylem niteliğinde olduğundan, işçinin çalışma süresi yasal sınırları karşılıyorsa hem kıdem hem de ihbar tazminatı hakkı doğar. İşçi henüz çıkarılmadan önce maruz kaldığı ağır siyasi baskılar nedeniyle sözleşmeyi İş Kanunu m. 24/2-f (Çalışma şartlarının uygulanmaması) uyarınca haklı nedenle kendisi feshederse kıdem tazminatını alabilir ancak ihbar tazminatı talep edemez.
  • Kötüniyet Tazminatı: İş güvencesi kapsamında olmayan (30’dan az işçi çalışan) işyerlerinde, fesih hakkının kötüye kullanılması durumunda ihbar süresinin 3 katı tutarında kötüniyet tazminatı somut olayın özelliklerine göre talep edilebilir. Ayrımcılık tazminatı ile kötüniyet tazminatı farklı hukuki karakterde olup, ayrımcılığın olduğu her olayda otomatik olarak kötüniyet tazminatına hükmedilmeyebilir.
  • İş Güvencesi Tazminatı: İşyerinde 30 veya daha fazla işçi çalışıyorsa işe iade davası açılabilir. Dava işçi lehine sonuçlanmasına rağmen işveren kesinleşen mahkeme kararına rağmen işçiyi 1 ay içinde işe başlatmazsa, mahkemece takdir edilen 4 ila 8 aylık ücret tutarında iş güvencesi tazminatı alınır. Ayrıca kararın kesinleşmesine kadar geçen süre için en çok 4 aya kadar boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar tahsil edilir.
  • Maddi ve Manevi Tazminat: Yapılan haksız fesih nedeniyle işçinin mal varlığında oluşan eksilmeler maddi tazminatla; inanç ve düşüncelerine saldırılması sonucu uğradığı psikolojik yıpranmalar ise manevi tazminat davasıyla talep edilebilir. İşçinin diğer alacak haklarını almış olması, maddi-manevi tazminat istemesine engel teşkil etmez.

Davada İspat Hukuku ve İspat Yükünün Yer Değiştirmesi

İş Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, işverenin eşit davranma borcuna aykırı hareket ettiğini ispat yükü kural olarak işçidedir. Ancak kanun koyucu işçi lehine ispat yükünü tersine çeviren iki önemli istisna öngörmüştür:

  • İspat Yükünün İşverene Geçmesi (1. İstisna): İşçi, siyasi görüşü nedeniyle ayrımcılığa uğradığı ihtimalini "dolaylı ve yan olaylara dayanarak, güçlü bir biçimde gösteren somut bir durumu" mahkemeye sunduğu an, ispat yükü yer değiştirir. Bu aşamadan sonra işveren, işyerinde kesinlikle siyasi bir ayrımcılık yapmadığını, feshin performans düşüklüğü veya küçülme gibi tamamen haklı ve nesnel nedenlere dayandığını kanıtlamak zorundadır. İşçi yine tam ispatla mükelleftir ancak tam ispat kuralları işçi lehine hafifletilmiş yasal şartlara tabidir.
  • Fesih Gerekçesinin İspatı (2. İstisna): Eşitliğe aykırı bu süreçte işveren hiçbir sebep göstermeksizin veya geçerli bir gerekçe sunmaksızın sözleşmeyi feshetmişse; feshin geçerli ve yasal bir nedene dayandığını kanıtlamak doğrudan işverenin sorumluluğundadır.
  • Dikkat: İşveren resmi dökümlerde başka bir yasal neden (Örn: Devamsızlık) gösterdiğinde; işçi feshin asıl saikinin arkada gizlenen siyasi görüşü olduğunu iddia ediyorsa, bu gizli nedeni ispatlama yükümlülüğü yeniden işçiye geçer.

Yargılama Süreci ve Güncel Hukuki Maliyetler

Siyasi görüş ayrımcılığından doğan tazminat ve alacak taleplerinde doğrudan mahkemeye gidilemez; İş Mahkemesi'nde dava açılmadan önce adliyelerdeki Arabuluculuk Bürosuna başvurulması zorunlu dava şartıdır. Arabuluculuk masasında uzlaşılan alacak kalemleri hakkında gelecekte yeniden dava açılması hukuken imkansızdır.

Görüşmelerin olumsuz neticelenmesi halinde açılacak olan iş davası, mahkemelerin iş yoğunluğuna ve usuli adımların doğru takibine göre ortalama 1 ila 1,5 yıl arasında sürmektedir. Dava harçları ve bilirkişi masrafları gibi yargılama giderleri ortalama 4.000 TL civarında olup dava başında ödenir. Avukatlık ücretleri ise Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki taban sınırların (en az 17.900 TL) altına inilmemek kaydıyla, genellikle dava sonunda elde edilecek toplam meblağ üzerinden %10 ilâ %25 oran aralığında nispi olarak kararlaştırılır.

Sonuç

Bir işçinin yasal sınırlar içinde kalan siyasi düşünceleri nedeniyle işine son verilmesi, hem temel anayasal hakların hem de iş hukuku eşitlik ilkelerinin ağır bir ihlalidir. Ancak bu davalarda ifade özgürlüğü ile sadakat borcu arasındaki hassas sınırın saptanması, sosyal medya paylaşımlarının işyeri ortamına etkisinin fenni analizi ve hak düşürücü arabuluculuk sürelerinin takibi milimetrik usul adımları barındırır. Usuli bir hata veya delillerin dilekçeler aşamasında hasredilememesi, haklı durumdayken alacak taleplerinizin reddedilmesine yol açabilir.

Siyasi düşüncelerinizden ötürü uğradığınız haksızlıkları yasal zeminde tazmin etmek, 4 aya kadar ayrımcılık tazminatı ile maddi/manevi haklarını eksiksiz hesaplatıp tahsil etmek adına, sürecin en başından itibaren uzman bir işçi ve iş hukuku avukatından profesyonel hukuki destek almanız önemle tavsiye edilir.

Yazar:

Tüm Yayınlar