İş sözleşmesi, işçi ile işveren arasında karşılıklı güven ve edim yükümlülüklerine dayanan hukuki bir bağdır. Bu bağ doğrultusunda işçi, işverenin yönetim hakkı sınırları dahilinde kendisine verilen…
İş sözleşmesi, işçi ile işveren arasında karşılıklı güven ve edim yükümlülüklerine dayanan hukuki bir bağdır. Bu bağ doğrultusunda işçi, işverenin yönetim hakkı sınırları dahilinde kendisine verilen ve görev tanımına giren işleri tam bir özen borcuyla yerine getirmekle mükelleftir. İşçinin yasal ve sözleşmesel sınırlar içindeki görevlerini yapmaktan kaçınması ve bu tutumunu sürdürmesi, işyeri disiplinini ve iş akışını doğrudan sabote eden ağır bir kusurdur.
4857 sayılı İş Kanunu sistemi kapsamında, kendisine hatırlatıldığı halde görevini yapmamakta ısrar eden işçinin iş sözleşmesi, işveren tarafından tazminatsız ve derhal (haklı nedenle) feshedilebilir. Ancak haklı durumdaki işverenin yargı önünde haksız konuma düşmemesi ve yüksek tutarlı tazminat yükümlülükleriyle karşılaşmaması için ihtar ve fesih prosedürünü mutlak usul kurallarına uygun olarak yürütmesi zorunludur.
Bu yazımızda; görevden kaçınma ve ısrar olgusunun yasal sınırlarını, Yargıtay’ın emsal kararlarındaki kriterleri, işçinin yasal olarak işi yapmaktan kaçınabileceği meşru halleri ve haklı fesih sürecinin adım adım nasıl yönetilmesi gerektiğini detaylarıyla ele alacağız.
1. Hukuki Düzenlemesiyle İşçinin Görevini Yapmamakta Israr Etmesi Nedir?
İşçinin görevini yapmamakta ısrar etmesi olgusu, İş Kanunu’nun 25. maddesinin II. fıkrasının (h) bendinde "Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri" başlığı altında açıkça düzenlenmiştir. İlgili kanun hükmü uyarınca:
"Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini beklemeksizin feshedebilir: (...) İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi."
Bu düzenleme uyarınca, işçinin eyleminin haklı fesih zeminine taşınabilmesi için iki temel unsurun birlikte gerçekleşmesi aranır: İşçinin somut bir görevi yapmaktan kaçınması ve bu kaçınma eylemini kendisine hatırlatılmasına/ihtar edilmesine rağmen ısrarlı bir şekilde sürdürmesidir.
2. Haklı Fesih İçin İhtar Koşulu ve Yargıtay Kriterleri
İş hukukunda işçinin tek bir defaya mahsus olarak bir görevi anlık geciktirmesi veya yapmaması doğrudan "ısrar" olarak nitelendirilmez ve tazminatsız fesih hakkı doğurmaz. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, feshin hukuken korunabilmesi için kademeli bir ihtar mekanizmasının işletilmesi şarttır.
Yasal İhtarın Şekli ve İçeriği
İşçiye yapılacak hatırlatmanın sözlü veya yazılı yapılmasında yasal bir engel yoktur. Ancak ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda ispat kolaylığı sağlaması açısından ihtarın mutlaka yazılı olarak yapılması ve işçiye imzalatılması (tebliğ edilmesi) hayati önem taşır. Yazılı ihtarda; işçinin yapmaktan kaçındığı görev açık ve somut bir şekilde belirtilmeli, işin tamamlanması veya göreve başlanması için işçiye makul bir süre tanınmalıdır. (Yargıtay 9. H.D., 03.05.2010, E. 2008/24871, K. 2010/12063)
Tek Hatırlatma Yetmez: "Israr" Olgusunun Doğması
İşverence veya yetkili işveren vekilince işçiye sadece bir kez hatırlatmada bulunulması derhal fesih için yeterli kabul edilmez. İşçinin yapılan ilk uyarıya ve verilen makul süreye rağmen görevini yapmamaya devam etmesi, bunun üzerine ikinci kez uyarılması veya ihtara uymadığının tutanak altına alınması gerekir. Zira işçinin bir kez görevini yapmaması tekil bir performans/davranış olayı iken, birden fazla hatırlatmaya ve süre verilmesine rağmen görevi reddetmesi "ısrarlı" bir itaatsizlik oluşturur ve haklı feshe yol açar. (Yargıtay 9. H.D., 21.06.2010, E. 2009/26121, K. 2010/19530)
3. İşçinin Görevini Yapmaktan Kaçınabileceği Yasal (Meşru) Haller
Her görev reddi işverene haklı fesih hakkı vermez. İşçinin, işverenin talimatına uymamak konusunda yasal ve meşru bir mazereti varsa, iş sözleşmesi bu maddeye dayanılarak feshedilemez. İşçinin işi yapmaktan kaçınma hakkının bulunduğu başlıca durumlar şunlardır:
- Görev Tanımının Aşılması: İşçiden talep edilen işin, işçinin kendi görev ve yetki sınırlarının dışında olması gerekir. Örneğin; bir işyerinde "makine operatörü" olarak istihdam edilen personelden, fabrika binasının boya ve badana işlerini yapması istendiğinde işçinin bu görevi reddetme hakkı vardır. Bu iş görev tanımında yer almadığı için işçi ısrarcı olsa dahi sözleşmesi haklı nedenle feshedilemez.
- Ücretin Ödenmemesi (İş Kanunu m. 34): Ücreti ödeme gününden itibaren 20 gün geçmesine rağmen mücbir bir neden olmaksızın ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu yasal hak arama eylemi hiçbir surette grev veya haklı fesih konusu yapılamaz.
- İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Zafiyeti: İşyerinde işçinin yaşamı veya fiziki bütünlüğü açısından ciddi ve yakın bir tehlike söz konusuysa ve işveren gerekli İSG önlemlerini almamışsa, işçinin çalışmaktan kaçınma hakkı doğar.
- Onaysız Fazla Mesai Talepleri: İşçinin yazılı onayı alınmaksızın kendisinden zorla fazla mesai yapması istendiğinde, işçinin fazla mesaiye kalmayı reddetmesi haklı mazeret kapsamında değerlendirilir.
4. Görevini Yapmayan İşçinin Çıkış Sürecinde 4 Usul Adımı
İşçinin görevi yapmadığı kamera kayıtları veya üretim dökümleriyle sabit olsa bile, yasal prosedür işletilmeden yapılan işten çıkarmalar mahkemede geçersiz sayılacaktır. İzlenmesi gereken yasal takvim şu şekildedir:
[İlk Görev İhlali & Yazılı İhtar] ➔ [Makul Süre Bekleme & Tutanak] ➔ [6 İş Günlük Süre Kontrolü] ➔ [Yazılı Haklı Fesih]
- Olay Tespit Tutanakları ve İhtarların Hazırlanması: İşçinin görevden kaçındığı her an, olaya şahit olan tanıkların imzasıyla tutanak altına alınmalıdır. Tutanaklarda tanık beyanlarına ve mümkünse sözleşmesi feshedilecek işçinin kendi gerekçelerine/beyanına yer verilmelidir. Geçmiş ihtarlar ve tutanaklar mahkemede işverenin en önemli ispat araçları olacaktır.
- 6 İş Günlük Hak Düşürücü Süreye Uyum: İş Kanunu m. 26 uyarınca, işverenin haklı derhal fesih hakkını, işçinin görevden ısrarla kaçındığı son mazeretsiz eylemin ve durumun netleştiği (verilen makul sürenin bittiği) tarihten itibaren 6 iş günü içerisinde kullanması zorunludur. Bu süre geçtikten sonra haklı fesih hakkı düşer. Olayın üzerinden her halükarda 1 yıl geçmekle fesih hakkı zaman aşımına uğrar.
- Savunma Alma Zorunluluğunun Olmaması: İş Kanunu’nun şekil şartları uyarınca, işçinin davranışları nedeniyle yapılacak geçerli fesihlerde (m. 18) fesihten önce savunma alınması zorunludur. Ancak kanunun 25/II. maddesi kapsamındaki haklı nedenlerle derhal fesihlerde işçinin savunmasının alınma zorunluluğu bulunmamaktadır. İşveren ihtar süreçlerini tamamladıktan sonra doğrudan fesih ihbarını tebliğ edebilir.
- Fesih Bildiriminin Yazılı Yapılması: Fesih iradesinin kullanıldığının işçiye yazılı olarak ihtar edilmesi, ileride yaşanabilecek uyuşmazlıklarda feshin gerekçesini net olarak ortaya koyması açısından hayati önem taşır.
5. Haklı Fesih Sonrası İşçinin Mali Hak Durumu ve SGK Bildirimi
İşçinin görevini yapmamakta ısrar etmesine dayalı olarak gerçekleştirilen yasal haklı fesih işlemlerinin mali sonuçları şunlardır:
- Tazminat Hakları: İş Kanunu m. 25/II uyarınca yapılan fesihlerde işçi, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatına hak kazanamaz. İşverenin bu tazminatları ödeme yükümlülüğü yasal olarak kalkar.
- Kazanılmış Haklar: Feshin haklı veya haksız olmasından bağımsız olarak, işçinin içeride kalan ve çalışmasına bağlı olan; ödenmemiş normal maaş alacakları, varsa fazla mesai ücretleri ve hak kazanıp fiilen kullanmadığı yıllık izin ücretleri gibi fesihle ilişkisi olmayan kazanılmış haklarının işçiye nakden ödenmesi zorunludur.
- SGK Çıkış Bildirimi: İşten çıkış işlemleri yasal sisteme bildirilirken, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılığı simgeleyen yasal çıkış kodu seçilmelidir.
6. Fesih Sonrası Açılan Davalarda Risk ve İspat Yönetimi
İş sözleşmesi feshedilen işçi, görev tanımının dışına çıkıldığını veya kendisine usulüne uygun süre verilmediğini ileri sürerek yasal yollara başvurabilir.
İşçinin Dava Açma Hakkı
İşçi, yapılan feshin haksız olduğunu düşünüyorsa fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmak, arabuluculukta uzlaşma sağlanamazsa 2 hafta içinde iş mahkemesinde işe iade davası açmak hakkına sahiptir. Mahkeme feshin geçersizliğine hükmederse ve işveren işçiyi işe geri başlatmazsa; işveren iş güvencesi tazminatı (4 ila 8 aylık ücret) ve boşta geçen süre ücreti (en çok 4 aya kadar) ödemek zorunda kalır. Ayrıca bu durumda işçinin kıdem tazminatı hakkı da yeniden doğar. İşçi dilerse işe iade yerine doğrudan işçi alacağı davası açarak ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatlarını da talep edebilir.
İşverenin Dava Stratejisi
İşe iade ve tazminat davalarında feshin haklı bir nedene dayandığını kanıtlama yükü işverendedir. Dava açılması halinde işveren; fesih usul işlemlerini, geçmiş tutanakları, işçiye teslim edilen iş tanımlarını ve özellikle işçiye verilen makul süreleri içeren yazılı ihtarları mahkemeye delil olarak sunmalıdır.
Dava kaybedilirse, işçiyi tekrar işe başlatıp başlatmamak noktasında işverence tazminat miktarları ve şirket içi dinamikler düşünülerek hareket edilmelidir. Ancak tüm usul adımları tam ve deliller eksiksiz ise davanın işveren lehine sonuçlanma ihtimali oldukça yüksektir.
Sonuç
İşçinin kendisine hatırlatıldığı halde yapmakla ödevli olduğu görevleri yapmamakta ısrar etmesi, işverene iş sözleşmesini tazminatsız ve derhal feshetme yetkisi tanıyan yasal bir ahlaka aykırılık olgusudur. Ancak bu süreçte yasal olarak haklı kalabilmek; görev tanımının sınırlarının doğru çizilmesine, yazılı ihtar mekanizmasının iki aşamalı olarak işletilmesine ve 6 iş günlük yasal sürenin kaçırılmamasına bağlıdır. Hatalı kurgulanan ihtarlar veya tekil bir olaya dayanarak yapılan acele fesihler, firmaları ağır tazminat yükümlülükleriyle karşı karşıya bırakabilir. Bu nedenle, görevden kaçınma uyuşmazlıklarında fesih aşamasına geçilmeden önce alanında uzman bir iş hukuku avukatına danışılması ve sürecin profesyonelce yönetilmesi önemle tavsiye edilmektedir.
Yazar: Demirci Hukuk Ekibi
Tüm Yayınlar