6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) uyarınca arabuluculuk; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarını mahkeme dışı, hızlı ve daha az…
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) uyarınca arabuluculuk; tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarını mahkeme dışı, hızlı ve daha az masrafla çözüme kavuşturmayı amaçlayan alternatif bir uyuşmazlık çözüm yoludur.
Arabuluculuk kurumu, ihtiyari (isteğe bağlı) ve zorunlu (dava şartı) arabuluculuk olmak üzere ikiye ayrılır. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (m. 5/A), 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun (m. 73/A) ve 6325 sayılı Kanun'a eklenen 18/B maddesi ile gayrimenkul/kira uyuşmazlıklarında arabuluculuk dava şartı haline getirilmiştir.
Ancak İcra ve İflas Hukuku kökenli davalar (özellikle Menfi Tespit ve Tasarrufun İptali davaları) bakımından zorunlu arabuluculuğun uygulanabilirliği özel usul ilkeleri bakımından ayrıca değerlendirilmelidir.
I. Zorunlu Arabuluculuk Sürecinin Temel İlkeleri ve İşleyişi
Zorunlu arabuluculuk, genel dava şartlarından (HMK m. 114) farklı olarak özel ve tamamlanabilir/tamamlanamaz nitelikte bir dava şartıdır:
- Son Tutanak Eksikliği (Tamamlanabilir Dava Şartı): Davacı, arabuluculuk sürecine başvurduğu halde son tutanağı dava dilekçesine eklememişse, mahkeme 1 haftalık kesin süre vererek tutanağın sunulmasını ister. Süresinde sunulmazsa dava usulden reddedilir (HUAK m. 18/A-2).
- Başvuru Yapılmaması (Tamamlanamaz Dava Şartı): Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamışsa, mahkeme herhangi bir süre vermeksizin davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Dava Açılmadan Önce Arabuluculuğa Başvuru
Hiç Başvurulmadıysa ➔ Doğrudan Usulden Red (Tamamlanamaz)
Başvuruldu Fakat Tutanak Eklenmediyse ➔ 1 Haftalık Kesin Süre (Tamamlanabilir)
Yargılama Giderleri ve Katılmama Yaptırımı
Görüşmelere mazeretsiz katılmayan taraf, dava sonucunda kısmen veya tamamen haklı çıksa dahi yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur ve lehine vekalet ücretine hükmedilmez (HUAK m. 18/A-11).
II. Menfi Tespit Davalarında Zorunlu Arabuluculuk (İİK m. 72 ve 89/III)
Borçlunun, icra takibinden önce veya sonra borçlu olmadığının tespiti amacıyla açtığı Menfi Tespit Davası (İİK m. 72)ve 3. haciz ihbarnamesine karşı açılan Menfi Tespit Davasının (İİK m. 89/3) zorunlu arabuluculuğa tabi olup olmadığı hususu uzun süre Bölge Adliye Mahkemeleri (BAM) arasında içtihat farklılıklarına konu olmuştur.
BAM Kararlarındaki İki Farklı Görüş
- Birinci Görüş (Arabuluculuk Zorunludur): Menfi tespit davasının temelindeki uyuşmazlığın konusu bir para borcu veya ticari ilişki olduğundan; alacaklının açacağı alacak davası arabuluculuğa tabi iken borçlunun açacağı menfi tespit davasının muaf tutulmasının Anayasa'nın eşitlik ilkesi (m. 10) ve adil yargılanma/mahkemeye erişim hakkına (m. 36) aykırı olacağını savunmuştur.
- İkinci Görüş (Arabuluculuk Zorunlu Değildir): Menfi tespit davasının bir eda davası olmayıp inşai/tespit niteliğinde olduğu, sonucunda bir tahsil/eda hükmü kurulmadığı, bu nedenle TTK m. 5/A anlamında "konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak veya tazminat talebi" şartını karşılamadığını ileri sürmüştür.
Yargıtay İçtihatı ile Sağlanan Kesinlik
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi İlkesi: Ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabulucuya gidilmesi zorunlu değildir. Menfi tespit davası bir eda davası olmadığından arabuluculuk bir dava şartı teşkil etmez.
- İstisna (Çek İstirdadı İle Birlikte Açılması): Yargıtay kararlarına göre, arabuluculuk dava şartına tabi olmayan çek istirdadı davası ile menfi tespit davası birlikte açıldığında da menfi tespit talebi arabuluculuk dava şartına tabi olmaz.
III. Tasarrufun İptali Davalarında Zorunlu Arabuluculuk (İİK m. 277 vd.)
Borçlunun, alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla haciz veya iflastan önce yaptığı hileli/ivazsız tasarrufların alacaklı bakımından hükümsüz sayılmasını sağlayan Tasarrufun İptali Davası (İİK m. 277 vd.) bakımından durum şu şekildedir:
Hukuki Niteliği ve Görevli Mahkeme
- Tasarrufun iptali davasında amaç, dava konusu malın borçlunun mülkiyetine geri döndürülmesi değil; davacı alacaklıya o mal üzerinde cebri icra yapma (haciz ve satış isteme) yetkisi verilmesidir.
- HMK m. 2 uyarınca, dava konusunun değerine bakılmaksızın genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi'dir.
Arabuluculuk Değerlendirmesi
Kriter
Tasarrufun İptali Davasındaki Durum
Dava Türü
Mutlak veya nisbi ticari dava niteliği taşımaz.
Talep Niteliği
Doğrudan bir para alacağının tahsili veya tazminat edamı içermez; icra yetkisi temin eder.
Sonuç
TTK m. 5/A kapsamında zorunlu arabuluculuğa tabi DEĞİLDİR.
IV. Özet Karşılaştırma Tablosu
Dava Türü
İlgili Kanun Maddesi
Zorunlu Arabuluculuk Var mı?
Temel Gerekçe
İşçilik Alacakları & Tazminatlar
İMK m. 3
VAR
Kanunda açıkça eda ve tazminat talepleri düzenlenmiştir.
Ticari Alacak ve Tazminat Davaları
TTK m. 5/A
VAR
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari eda davalarıdır.
Kira ve Kat Mülkiyeti Davaları
HUAK m. 18/B
VAR
Kanun koyucu tarafından özel olarak dava şartı yapılmıştır.
Menfi Tespit Davaları
İİK m. 72, 89/3
YOK
Eda/tahsil hükmü içermeyen tespit davası niteliğindedir.
Tasarrufun İptali Davaları
İİK m. 277 vd.
YOK
Ayni/icrai yetki veren, para edamı içermeyen özel bir dava türüdür.
V. Sonuç ve Değerlendirme
Zorunlu arabuluculuk; mahkemelerin iş yükünü azaltmak ve uyuşmazlıkları sulh yoluyla çözmek açısından önemli bir kurum olmakla birlikte, dava açma hakkı ve mahkemeye erişim hakkını kısıtlamayacak şekilde dar ve net yorumlanmalıdır.
Özellikle icra takibi tehdidi altındaki borçlunun hak hakikatinin tespiti için açtığı menfi tespit davaları ile cebri icra imkanı arayan alacaklının açtığı tasarrufun iptali davaları, mahiyeti gereği eda davası niteliğinde olmadıklarından zorunlu arabuluculuk dava şartından muaf tutulmuştur.
Yazar: Demirci Hukuk Ekibi
Tüm Yayınlar